Acılı Mı Olsun, Acısız Mı

Teknolojik gelişmelerin muhteşem bir hıza kavuştuğu günümüzde, işletmelerin en büyük problemlerinden birisi eskiden olduğu gibi üretim maliyetleri veya süreçleri değildir.

Teknoloji ve diğer çevresel gelişmelere paralel olarak aynı sektörde rekabet eden işletmeler arasındaki rekabet de aynı şiddette gelişmeye devam etmektedir. Öyle ki, en küçük esnafından uluslararası pazara sahip olan holdinglere kadar, işletmelerin en büyük kaygısı rekabet avantajı elde etmek olmuştur.

Bir ürün veya hizmet geliştirip onu pazara sunmak elbette bir çok çalışmanın sonucu gerçekleşen bir olgudur ancak bundan daha da önemli olan bir olgu vardır ki, o da üretilen ürünün veya hizmetin sunulan pazardaki görünürlülüğünü ve tercih edilirliğini arttırmaktır. Bu da ancak ürünün muhatabı hedef kitleyi iyi tanımakla gerçekleşir.

Hedef kitlenizi tanımak için , anketler, yüz yüze görüşmeler, e posta ile gelen geri bildirimler, işletmeye yapılan şikayetler gibi bir çok farklı yol bulunabilir ancak önemli olan gerçekten bunu isteyip istememenizdir. Bütün bu geri bildirim mekanizmalarından hedef kitlenizi tanımlayacak, onların ihtiyaçlarını ortaya koyacak, kaygılarını açıklığa kavuşturacak bir çok veriyi elde edebilirsiniz ancak bu yaklaşımı işletmenin genelinde bir yaklaşım tarzı olarak içselleştirmez iseniz, maalesef bütün bu geri bildirimler işletmenin çöp kutusundaki yerini alır.

Size bununla ilgili olarak küçük esnaf lokantasında kulak misafiri olduğum bir konuşmayı örnek vermek istiyorum.

Garson masada küçük çocukları ile sipariş bekleyen bir hanımefendinin siparişini almak için yanına gider. Ona kibar bir dille hoş geldiniz dedikten sonra ne yemek istediklerini sorar. Hanımefendi dürüm istediğini belirtir. Garson ona acılı mı olsun, acısız mı olsun diye sorar. Çünkü müşterisinin isteğini önemsemektedir. Hanımefendi ona “ne kadar acılı” diye sorar. Garson ” İkisi de aynı efendim” diye cevap verir. Hanımefendi de ” Tamam o zaman acılı olsun” diyerek siparişini tamamlar.

Bu anlattığım olayın yukarıda bahsettiğim “Hedef kitleyi tanımak” ile ilgili olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak olayın gizemi aslında ” Ne kadar acılı” sorusunda ve “İkiside aynı” cevabında saklı.

Çocukları ile masada sipariş veren hanımefendi ” Ne kadar acılı” diye sorarken aslında acı miktarının ne kadar olduğunu sormak istemişti. Ancak siparişi alan garson ise Müşterinin asıl ihtiyacının uygun fiyat arayışı olduğunu düşünmüş ve onun acı miktarını sorabilme ihtimalini göz ardı etmişti.

Bu küçük örnekten yola çıkarak şu yargıya varmak mümkündür. Hangi sektörde olursa olsun, her işletme müşterilerinin ihtiyaçları üzerinde kafa yormalı ve bunu bütün işletmenin içsel hale getirmesini sağlamalıdır. Aksi halde kendisini anlayamayan veya anlamak için çaba sarfetmeyen bir işletmenin sadık müşterilere sahip olması mümkün değildir.

Görsel: Photo by Roman Arkhipov on Unsplash

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir