Uyumsuz Çalışanlarla Başa Çıkmak

Uyumsuz Çalışanlarla Nasıl Başa Çıkarsınız

Sanayi devrimine kadar toplumsal gelirin büyük bir kısmını tarımsal faaliyetler ve hayvancılık sağladığı için iş gücü piyasası da bu doğrultuda gelişmiştir. Sanayi devrimine kadar aileden sonraki nesillere aktarılan meslekler uzun süre boyunca aynı şekilde devam ettirilmiştir. Öyle ki yüzyıllar boyunca çok büyük değişiklilerin yaşanmadığı bir iş hayatı Sanayi Devrimine kadar devam etmiştir.

Sanayi devrimi ile birlikte büyük kitlesel üretim merkezlerinin kurulması ile birlikte odak noktası verimliliğe kaymış ve daha az girdi ile daha çok ürün üretimi için bir takım çalışma sistemleri kullanılmaya başlanmıştır. İşçi sınıfının belirli bir alanda ihtisaslaşması da bu döneme denk gelmektedir. Örneğin büyük bir üretim merkezinde yani fabrikada bir işçi sadece vidaların sıkılmasından sorumlu olabilmiştir.

Ancak 1990 lı yıllara gelindiğinde bilgisayarların hayatımızda yaygınlaşması ile birlikte bilgi teknolojileri gelişmiş ve eskiden insan gücü ile yapılan işlerin bir çoğu otomasyon sistemleri ile yapılmaya başlanmıştır. Her ne kadar bir nokta da insan unsurunu ortadan kaldırmaya neden olsa da aslında sadece bilgiyi etkin yollarla edinen, onu yorumlayan ve doğru şekilde işleyen işçi sınıfının önemini de arttırmıştır. Dolayısı ile iş dünyasında artık bilgi işçisi kavramı hakim olmaya başlamıştır.

İşyerinde insan unsurunun öneminin giderek artması ile birlikte sadece verimliliğe odaklanmak yerine insan kaynaklarının davranışlarının örgütsel amaçlar çerçevesinde yönlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çünkü yapılan araştırmalar bir işletmenin insan kaynağının makineden farklı olarak duygusal süreçler içerisinde davranışlarını ortaya koyduğunu ve bu davranışların da örgütsel sonuçlara etki ettiğini ortaya çıkarmıştır.

Bu nedenle örgütsel artık insan kaynağının mümkün olan en yüksek tatmin düzeyinde çalışması için bir takım uygulamalar ortaya koymaya başlamış ve çalışanların bağlılığını arttırarak küreselleşme ile başlayan rekabet savaşında hayata kalmaya çalışmıştır.

Bütün çabalara rağmen zaman zaman iş yerlerinde insan kaynağı konusunda istenmeyen bir takım olaylar meydana gelebilmektedir. Verimliliği düşüren ve hatta işletmenin çok büyük kayıplar vermesine neden olan bir takım iş gören davranışları ile mücadele hayati bir öneme haiz olmaya başlamıştır.

İş yerlerinde istenmeyen davranışlar olarak kavramlaştırılan bu olgu bir çok işletmenin mücadele etmek zorunda kaldığı davranışları içerisinde barındırmaktadır. Ancak burada üzerinde durulması gereken asıl nokta her uyumsuz davranışın aslında bir nedenin olduğu ve uyumsuz davranış sonucunda da mutlaka bir mağduriyetin söz konusu olduğudur. Bu nedenle işletmelerin öncelikle istenmeyen iş gören davranışlarının kök nedeni üzerinde durarak bu nedeni ortadan kaldırması gerekmektedir. İstenmeyen davranışların nedenleri incelendiğinde

Kişisel Özellikler

Örgütsel Politikalar ve Uygulamalar

Örgütsel Kültür

Sosyo Kültürel Ortam

Gibi faktörlerin bu davranışların ortaya çıkmasında etkili olduğu görülmektedir. Bu nedenle bir uyumsuz davranış algılandığı zaman işletmenin öncelikle bu faktörleri analiz ederek kök nedeni ortaya çıkarması sonrasında da bir takım uygulamalar ile uyumsuz davranışların işletmenin amaçları doğrultusunda yönlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için şu adımların izlenmesi gerekir.

Kendinizi Gözden Geçirin

Bir çok işletmenin maalesef üzerinde pek az durduğu bir durumdur. Uyumsuz bir çalışan davranışı gördüğünde işletme ilk olarak çalışanın davranışlarının sebebini araştırmaya başlar ancak çalışana bu davranışa iten sebep çoğu zaman işletmenin kendisine dayanır. Bu nedenle işletmeler insan kaynaklarının davranışını etkin bir şekilde yönlendirmek için ilk olarak örgütsel politika ve uygulamalarını analiz ederek istenmeyen çalışan davranışına veya düşüncesine sebep veren ne varsa hepsini düzeltmeli hatta onlardan gerekirse kurtulmalıdır. Bu çoğu zaman maliyetli de olsa işletmenin amacına ulaşması için olmazsa olmaz koşullardan birisidir.

Örgütsel Politika ve Prensipleri Çalışanlarınıza Duyurun

İşletmelerin bir takım presip ve politikalara sahip olması işletmenin kusursuz bir makina gibi çalışması anlamına gelmez. Çünkü nihayetinde işletmeler bütün uygulamalar için sonunda bir insana ihtiyaç duyarlar ve insanın olduğu her yerde farklılıklar yaşanması muhtemeldir. Çünkü insan çevresinden etkilenerek kendi yorumunu oluşturup davranışlarını ortaya koyar bu da insanı makinadan ayıran en büyük özelliklerdendir. Bu nedenle işletmeler kendilerini başarıya götürecek uygulamalara ilişkin poltika ve prensiplerini iyi belirlemeli ve bunları çalışanlarına etkin iletişim kanalları vasıtası ile duyurmalıdır. Kuralların çok katı olması istenen bir durum olmasa da kuralsız ve prensipsiz bir işletme de istenmeyen bir durumdur. Dolayısı ile çalışanların iş hayatındaki adalet değerlendirmelerinin büyük çoğunluğu işletmenin belirlediği prensip ve politikalar baz alınarak yapıldığı için çalışanlara adaleti değerlendirecek bir başlangıç noktası vermek ileride yaşanacak karmaşık davranışların önünü kesecektir.

İş Yeri Adaletini Sağlayın

Bir iş yerinde adaletin olmadığı var sayıldığında aslında etkin bir liderlikten, takip edilen hedeflerden, işletme amaçlarına ulaşmaktan, çalışan memnuniyetinden, verimlilikten, etkinlikten ve daha bir çok olgudan bahsetmek oldukça güç olacaktır. Çünkü bu günkü araştırmalar bize göstermiştir ki çalışanın verimliliğini, güvenini, ve bağlılığını etkileyen en büyük değişkenlerin başında adalet kavramı gelmektedir. Çünkü bir çalışan iş yerinde karşılaştığı her şeyi bir adalet terazisinde değerlendirerek sonunda kendisine adil davranılıp davranılmadığı ile ilgilenir. Çalışanlar adaleti hisstemediği zaman rol tanımlarının gereğini yerine getirseler de onlardan rol tanımlarının ötesine geçerek katma değer getirecek davranışlar beklemek yersiz olacaktır. Dolayısı ile uyumsuz çalışan davranışının en büyük kaynaklarından sayılan adaletin iş yerlerinde tesis edilmesi hayati önem taşımaktadır.

Güvene Dayalı Örgüt Kültürü Oluşturun

Zehirli kültür olarak tanımlanan ve otokratik yönetimlerin bir sonucu olan korku kültürünün işletmelerde uzun vadeli başarıları getirdiği pek söylenemez. Özellikle insanın duygu ve düşüncelerinin giderek önem kazandığı işletmelerde korku kültürüne dayalı uygulamalar işletmeler için çok büyük kayıplara neden olabilir. Uyumsuz davranışlar sergileyen çalışanları baskı altına alıp hedeflenen davranışların sergilenmesi kısa dönemde mümkün olsa da uzun dönemde çok büyük feleketlere neden olabilir. Bu nedenle günümüz işletmelerinin en büyük eksikliği olan güvenortamının yeniden sağlanarak güvene dayalı bir örgüt kültürünün oluşturulması gerekmektedir. Çünkü insan ancak güvendiği kişi için elinden gelenin fazlasını sergiler.

Yollarınızı Ayırmakta Cesur Olun

İşletmeler bazen yukarıda sayılanların fazlasını yaparak uyumsuz çalışanların kazanılması yönünde çaba sarf etseler de kişisel bazı özelliklerden dolayı çalışan bir türlü uyum göstermeye yanaşmaz. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey, ya onları işletmenin arka sayfalarında gizlemek ya da onlarla yolları ayırmaktır. Çünkü uyumsuz davranışlar sergilemesine rağmen eski konumunu ve kazanımlarını devam ettiren her çalışan aslında diğer çalışanların adalet algılarının zedelenmesine yol açmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir